>

>

BİR ÖĞRETMEN, BİR ÖĞRENCİ: SOKRATES VE PLATON

>

>

BİR ÖĞRETMEN, BİR ÖĞRENCİ: SOKRATES VE PLATON

>

>

BİR ÖĞRETMEN, BİR ÖĞRENCİ: SOKRATES VE PLATON

BİR ÖĞRETMEN, BİR ÖĞRENCİ: SOKRATES VE PLATON

Temmuz

BİR ÖĞRETMEN, BİR ÖĞRENCİ: SOKRATES VE PLATON

Platon günümüzdeki anlamıyla üniversitenin atası sayılan Akademia’nın kurucusu (M.Ö. 387) ve hocası Sokrates’i konuşturduğu ‘Diyaloglar’la felsefeyi yazıya en iyi aktarmış olan ustalardan biri. Genellikle Sokrates'i her şeyden önce korkusuzca ve inançla hakikat uğruna öldüğü için hatırlarız. Ama bizler Sokrates'i, Platon'un onun tarihin, bilimin tozlu sayfaları arasında yitip gitmesine izin vermeyi reddettiği için hatırlarız. Atina’da iki temel suçlamayla yargılanan ve idama mahkûm edilen Sokrates baldıran zehriyle öldürüldüğünde, Platon henüz 29 yaşındaydı ve öğretmeninin güçlüleri sorguladığını, yanlış bulduğu düşünceleri korkusuzca dile getirmekten çekinmediğini ve vicdanına ve doğru olduğuna inandığı şeye ihanet etmektense, sürgüne gitmeyi reddederek, ölümü seçtiğini görmüştü. O ölüm, Platon'un hayatını değiştirdi. Atina'yı bir süreliğine terk etmiş ve sonrasında bir misyonla geri dönmüştü: Kendisinden sonraki her nesil için Sokrates'in öğretilerini korumak ve onu anlatmak. İşte bu yüzden, o muhteşem diyaloglar günümüze kadar ulaşabilmiştir. Onun öğretilerini yazıya döken birkaç kişiden biriydi Platon. Bu diyaloglarda Sokrates öğrencileri ve dostlarıyla günlük sohbetlere girer ve karşısındaki kişinin zihnini yavaş yavaş açar. O ders vermez. Sorar. O övmez. İnsanlara ayna tutar ve kendi inançlarının zayıflığıyla ya da yanlışlığıyla yüzleşmeye zorlar. Bu anlatılar, Sokrates ve muhataplarının bir konuyu soru-cevap tarzında irdeledikleri diyaloglar şeklinde yazılmış, daha sonra ise Sokratik diyalog adı verilen bir edebi türün de doğmasına yol açmıştır.

Platon daha sonra öğretmenini aştı. Onun o tarihi, muhteşem sorusu basitti ama ürkütücüydü: Peki ya gördüğümüz dünya, gerçek olanın yalnızca bir gölgesiyse? Bu fikir, ‘Biçimler Teorisi'ne dönüştü. Bu dünyadaki her sandalye, ağaç, yasa, adalet eylemi ve güzel şey değişir; kusurlu ve geçicidir. Ona  göre bunların ardında üstün bir gerçeklik vardır: Güzelliğin, adaletin, iyiliğin ve hakikatin kusursuz biçimi. 

Daha sonra ise dünyaya felsefenin en unutulmaz imgelerinden birini sundu: mağara. Mağara Alegorisi yine Platon tarafından yazılmış bir Sokratik diyalogdur. Sokrates ile Platon’un kardeşi Glaukon arasında geçen bir diyalog şeklinde tasarlanmış olan bu alegori Devlet adlı eserde yer alır.

Platon (diyalogda Sokrates) tarafından ortaya konduğu şekliyle mağara alegorisi, bir yeraltı mağarasında boyunlarından ve bileklerinden zincirlenmiş olarak yaşayan bir grup esir insanı konu alır Esirlerin yüzü mağara duvarına dönük olduğundan sadece mağara duvarını görebilmektedir. Arkalarında yanan bir ateş bulunmakta; ateşle aralarında biraz alçakta bulunan başka bir duvar bulunmaktadır. Duvarın arkasında ise insanların ve diğer canlıların kuklalarını, başka cisimlerin maketlerini elinde tutan insanlar vardır. Esirlerin yüzü mağara duvarına dönük olduğu için arkalarında ne olup bittiğini göremezken, duvarın arkasında bulunan insanların vücutlarını da görememektedir. Bu insanların ellerinde bulunan kukla ve maketlerin gölgeleri, mağara duvarına yansıdığı için, sadece duvardaki gölgeleri görebilmektedirler. Ellerinde kuklaları tutan insanların seslerini duyan esirler, bu seslerin gölgelere ait olduğunu düşünmektedir. Bu gölgeler aslında onların gerçekliğidir. Çünkü ömürleri boyunca mağarada zincire vurulmuş olarak yaşadıkları için, daha önce dışarı çıkıp gerçek hayatı hiç deneyimlememişlerdir. 

Derken bir mahkûm kaçar, güneşi görür, gerçek dünyayı keşfeder ve diğerlerini kurtarmak için geri döner. Önce ona gülerler; sonrasındaysa ondan nefret ederler. Çünkü hakikat, hayatlarını gölgeler etrafında kurmuş insanlar için çoğu zaman bir saldırı gibi gelir. Platon, insan doğasının en zor gerçeklerinden birini kavrar ve aktarır: Çoğu insan yalanlardan pek korkmaz; yalanların yarattığı dünyayı kaybetmekten korkar. Mağara, Platon'un tüm insanlara bir uyarısıdır. Çoğu insan hayatını gölgelere bakarak geçirir. Ama yine de dönüp ışığı aramak isteyenler (az da olsa) vardır, olacaktır.

İşte bu muhteşem diyalogların bir kısmını içeren, Genesis Yayınevi tarafından basılacak olan ve çevirmenliğini benim üstlendiğim dört eser, Kriton, Phaidon, Menon ve Timaios çok yakında okuyucuyla buluşmaya hazırlanıyor. Kitap dolu günler dileğiyle… 



E-posta listemize katılın

En yeni içerikler ve haberlerden haberdar olmak için bültenimize abone olun.

E-posta listemize katılın

En yeni içerikler ve haberlerden haberdar olmak için bültenimize abone olun.

E-posta listemize katılın

En yeni içerikler ve haberlerden haberdar olmak için bültenimize abone olun.

Sanata değer veren, üretmek isteyen ve paylaşmayı önemseyenler için.

© 2026 — Arthub. Tüm hakları saklıdır.

Sanata değer veren, üretmek isteyen ve paylaşmayı önemseyenler için.

© 2026 — Arthub. Tüm hakları saklıdır.

Sanata değer veren, üretmek isteyen ve paylaşmayı önemseyenler için.

© 2026 — Arthub. Tüm hakları saklıdır.