Bolu Yeniçağ'da Bir Çütre ile Sabah Buluşması
Temmuz


Bolu Yeniçağ'da Bir Çütre ile Sabah Buluşması
Çütre (Common Rosefinch – Carpodacus erythrinus)
Mayıs ayının ortalarında, Bolu'nun Yeniçağ ilçesinde, günün ilk ışıkları ufku aydınlatmaya başlarken doğanın dinginliği içinde karşılaştığım bu etkileyici kuş, kayalık bir alan üzerinde beslenirken objektifime yansıdı. Sabahın serinliği hâlâ hissediliyor, çevredeki bitkiler gece boyunca biriken çiy damlalarıyla ışıldıyordu. Likenlerle kaplı kayanın üzerinde sakin ve temkinli hareketlerle besin arayan erkek çütre, kırmızı başı ve boğazıyla bulunduğu ortamın doğal tonları arasında adeta bir mücevher gibi parlıyordu.
İlkbaharın kuşlar için en hareketli dönemlerinden biri olan mayıs ayında gözlemlediğim bu birey, bölgedeki doğal yaşamın canlılığını da gözler önüne seriyordu. Zaman zaman çevresini dikkatle kontrol ediyor, ardından yeniden beslenmesine devam ediyordu. Sabah güneşinin yumuşak ışığı, hem kuşun zarif detaylarını hem de kayaların üzerini kaplayan renkli liken dokularını ortaya çıkararak eşsiz bir görüntü oluşturuyordu.
Doğada geçirilen saatlerin en değerli ödüllerinden biri, böylesine kısa süren ancak hafızada uzun yıllar yer eden anlara tanıklık etmektir. Bu çütre ile karşılaşmam da, kuş fotoğrafçılığının yalnızca bir görüntü kaydetmekten ibaret olmadığını; aynı zamanda doğanın ritmini hissetmek, sabır göstermek ve her gözlemde yeni bir hikâye keşfetmek olduğunu bir kez daha hatırlattı. Yeniçağ'ın sessiz bir sabahında yaşanan bu karşılaşma, doğanın sunduğu küçük ama unutulmaz armağanlardan biri olarak hafızamda yerini aldı.
Moğan Gölü'nün Mavi Gagalı Hazinesi: Dikkuyruk
Mayıs ayının son günlerinde, Ankara'nın önemli sulak alanlarından biri olan Moğan Gölü'nde, uzun zamandır tekrar görmek ve fotoğraflamak istediğim türlerden biriyle karşılaştım: Dikkuyruk (Oxyura leucocephala). Bu özel kareyi elde etmek kolay olmadı. Kuşun doğal davranışlarını bozmamak ve ona mümkün olduğunca yaklaşabilmek için kamuflaj kullanarak göl kıyısında yere uzandım. Işığı arkama alarak en uygun açıya yerleşmeye çalışırken çamura bulanmak kaçınılmazdı. Saatler süren sabır ve sessiz bekleyişin sonunda ortaya çıkan görüntüye baktığımda ise tüm zahmetin buna değdiğini düşündüm.
Dikkuyruk, ilk bakışta sıra dışı görünümüyle dikkat çeken bir türdür. Özellikle üreme dönemindeki erkek bireylerin parlak mavi gagaları, beyaz başları ve kestane kahverengisi gövdeleri oldukça etkileyicidir. Ancak bu kuşa adını veren asıl özellik, fotoğrafta da açıkça görülebilen sert ve dik tuttuğu kuyruğudur. Kuyruğunu neredeyse suyun üzerinde bir bayrak gibi yukarı kaldırarak yüzmesi, türün en karakteristik davranışlarından biridir. "Dikkuyruk" ismini neden aldığına dair en güzel açıklama belki de onu doğal ortamında birkaç dakika izlemektir.
Tehlike Altındaki Bir Tür
Dikkuyruk, yalnızca estetik görünümüyle değil, koruma açısından taşıdığı önemle de dikkat çeker. Dünya genelinde popülasyonu azalma eğiliminde olan bu tür, yaşam alanlarının kaybı, sulak alanların kurutulması, kirlilik ve insan baskısı nedeniyle tehdit altındadır. Bu nedenle birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de koruma altına alınmıştır.
Türkiye, dikkuyruğun küresel ölçekteki yaşam döngüsünde önemli bir yere sahiptir. Özellikle İç Anadolu'daki sulak alanlar, türün üreme ve barınma alanları arasında bulunur. Moğan Gölü de bu açıdan yalnızca Ankara için değil, ülkemizin biyolojik çeşitliliği açısından da büyük önem taşımaktadır.
Büyük Kamışçının Daveti
Dikkuyruğu fotoğrafladıktan sonra ekipmanımı toplamayı düşünürken, göl kenarındaki sazlıklardan yükselen güçlü ve kesintisiz ötüşler dikkatimi çekti. Adeta tüm sazlığı titreten bu sesin sahibi, bölgenin en hareketli ötücülerinden biri olan Büyük Kamışçın'dı (Acrocephalus arundinaceus). O kadar yüksek sesle ötüyordu ki, sanki bulunduğu yerden bana sesleniyor, “Buradayım, beni de fotoğraflamayı unutma!” diyordu.
Kamuflaj örtüsünün sağladığı avantajı kaybetmemek için bulunduğum yerden çıkmadım. Yavaş ve dikkatli hareketlerle yana doğru sürünerek pozisyon değiştirdim. En ufak bir ani hareketin kuşu kaçırabileceğini bildiğim için sabırla beklemeye devam ettim. Bir süre sonra sazların arasından daha görünür bir noktaya çıkan Büyük Kamışçın, bana beklediğim fırsatı sundu ve bu özel kareyi çekme şansı yakaladım.
Büyük Kamışçın, Avrupa'nın en iri kamışçın türüdür. İlkbahar ve yaz aylarında sazlık alanların en baskın seslerinden biri olarak bilinir. Özellikle üreme döneminde erkek bireyler yüksek sesli ve tekrarlayan ötüşleriyle hem bölgelerini savunur hem de eş çekmeye çalışırlar. Çoğu zaman kendisini görmekten önce sesini duymak mümkündür. Sazlıkların arasında saklanmasına rağmen güçlü sesi yüzlerce metre öteden duyulabilir.
Sulak alan ekosistemlerinin önemli bir parçası olan Büyük Kamışçın, sazlıkların sağlıklı yapısının da bir göstergesidir. Moğan Gölü'nde dikkuyruğun ardından karşıma çıkması, bu sulak alanın ne kadar zengin bir kuş yaşamına ev sahipliği yaptığını bir kez daha gösterdi.
Doğa fotoğrafçılığında bazen en güzel kareler planlanarak değil, doğanın sunduğu beklenmedik fırsatlarla ortaya çıkar. Dikkuyruğun ardından sazlıklardan yükselen bu davetkâr ötüş ve sonrasında gelen fotoğraf fırsatı, Moğan Gölü'nde geçirdiğim o unutulmaz sabahın en güzel sürprizlerinden biri oldu.
















