Arietta
Ağustos Yazısı
ARIETTA
Yol kırık döküktü.
Yol yorgun ve suskundu.
Hatıraların bile ardında kalan, adı sanı olmayan, yıllardır insan ayağı değmemiş,
etrafındaki kızıl killi toprağın rengine bulanmış çehresini yabani otların sardığı
yol, iki ovayı birbirine bağlardı eskiden, çok eskiden... Unutuldukça eskimiş,
eskidikçe çökmüştü umudu...
Atı koynuna aldığında nefesi O’na hayat verdi.
Yarası ağırdı, kar yağdıkça acısını da donduruyordu.
Yol göz kırptı ata, gözleri büyüdü atın, kirpikleri döküldü yola.
At kırık döküktü.
At yorgun ve suskundu.Üç mevsim devirmişti insanoğlunun elinde. Yüksünmeden bağ bahçe, dere tepe
yüklerini taşımış, gün batımında çocuklarını gezdirmişti sırtında. Ak köpükten
daha beyaz yelesi rüzgârla savrulurken çocukların kahkahalarını ulaştırmıştı göğün
yedi katına. Toprağın son hasadında salıverilmişti yılkıya.
Yol, bıraktığında kollarını, karda iz bıraktı, kan izi.
Ben görmedim.
Kimse görmedi.
At yoktu, kar yoktu, yol yoktu...
Ahmet Yoldu.
20 yıl hapis yatmış, hep susmuştu.
Hapse düştüğünde on yedisine basmak üzereydi. Bıyıkları yeni terlemiş bıçkın bir
delikanlıydı. Tek çocuk, tek oğuldu. Soy ağacının tek fidanı... Öfkesine yenik
düşmüş kan bulaştırmıştı ellerine. Dayıoğlunun son nefesi kalmıştı sesinin her
zerresinde. Susmuştu. Kendisi de dâhil kimse affetmemişti O’nu. Susmuş,
sustukça unutulmuş, unutuldukça açılmıştı yarası. Yeni terleyen bıyıkları hapisten
çıktığında yabani otlar gibi sarmıştı çehresini.
Zehra At’tı..
Anasını küçücükken kaybetmiş, babası çalışmak için gittiği yabandan hiç
dönmemiş, hiçbir akrabası O’nu sahiplenmemişti. Anası öldükten sonra Zehra’ya
evinin kapısını açan yan komşuları, kendi çocukları büyüdükten sonra salıvermişti
Zehra’yı yılkılığa.
Zehra Ahmet’le yattığında O’na hayat verdi.
Yarası ağırdı, kar yağdıkça acısını da donduruyordu.
Anasız babasız onca yıl didinmiş hep
yenilmişti. Kar herkesti. Tüm insanlar.
Ahmet, dere kenarındaki ağaçlıkta sarıldı Zehra’ya, saçını okşadı. Gözyaşlarını sildi.
Gözleri büyüdü Zehra’nın, ilk kez hissediyordu sevginin
sıcaklığını. Kirpikleri döküldü Ahmet’in dudaklarına.
Ahmet kırık döküktü.
Ahmet yorgun ve suskundu. Oysa Zehra’nın gözlerinden dökülen hayat bangır bangır
bağırıyordu. Ahmet bıraktığında kollarını karda iz bıraktı, kan izi.
Ben görmedim.
Kimse görmedi.
Ahmet yoktu, Zehra yoktu, kar yoktu,
Nurdan Öztürk











