>

>

Dominik Cumhuriyeti Büyükelçisi Ekselansları Elvis Alam

>

>

Dominik Cumhuriyeti Büyükelçisi Ekselansları Elvis Alam

>

>

Dominik Cumhuriyeti Büyükelçisi Ekselansları Elvis Alam

Dominik Cumhuriyeti Büyükelçisi Ekselansları Elvis Alam

KÜLTÜREL DİPLOMASİ RÖPORTAJLARI

Osmanlı Diyasporası ve "Los Turcos" Kimliği

Sayın Büyükelçi, Ankara Üniversitesi ile birlikte yürüttüğünüz çok özel bir kitap çalışması olduğunu biliyoruz. Bize bu araştırmanın merkezinde yer alan Dominik Cumhuriyeti ve Osmanlı İmparatorluğu arasındaki o tarihi bağdan bahseder misiniz?

Tabii ki, bu benim için çok kıymetli bir konu. Yaklaşık 4 yıldır bu araştırmanın üzerindeyim. Benim akademik biyografimde Lübnan diyasporası önemli bir yer tutuyor. 19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılın başında Osmanlı İmparatorluğu topraklarından (bugünkü Lübnan ve Suriye bölgesinden) Dominik Cumhuriyeti’ne ciddi bir göç dalgası yaşandı. O dönem bu insanlar adaya Osmanlı pasaportuyla geldikleri için bugün hâlâ kayıtlarda "Lübnanlı" olarak değil, "Osmanlı" *(Los Turcos)* olarak adlandırılıyorlar. Bu yüzden buradayız ve bu tarihi bağa ışık tutmak istiyoruz.

Hatta çok ilginçtir; şu anki Dominik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Luis Abinader da dahil olmak üzere, ülkemizin en üst düzey siyasetçilerinin, tıp ve bilim insanlarının kökeni bu Osmanlı göçmenlerine dayanır. Örneğin kendi memleketimden bildiğim Makhluta ve Nader aileleri (ki Nader, Türkçe ve Arapça'daki *Nadir/Nabi* kökünden gelir) bu köklü ailelerdendir.

Türkiye’deki misyonunuz ne zaman başladı? Pandemi süreci bu çalışmaları nasıl etkiledi?

Türkiye’deki Dominik Cumhuriyeti Büyükelçiliği aslında oldukça yeni, 2018 yılının sonunda açıldı. Ben buraya 2021 yılında geldim ve elçiliğin kurumsal altyapısını yaymaya başladık. Ancak geldikten birkaç ay sonra dünya genelinde COVID-19 pandemisi ve karantinalar başladı. Bu yüzden ilk yıllarda projelerimizi istediğimiz hızda geliştirecek bir zaman bulamadık. Pandeminin ardından, Dominik Cumhuriyeti'ndeki yeni hükümetimizin de desteğiyle kültürel faaliyetlerimize hız verdik. Türkiye'de şu an 5. veya 6. yılımı doldurmak üzereyim.

Bachata, Merengue ve Osmanlı Kökenli Bir Müzisyen

Dominik Cumhuriyeti denince tüm dünyada akan suları durduran iki şey var: Merengue ve Bachata. Bu ritimlerin sosyal piramitteki yükseliş hikayesi nedir?

Dominik Cumhuriyeti tam anlamıyla bir ırklar ve kültürler karmasıdır. Merengue ve bachata bugün dünyanın her yerinde çok popüler salon dansı müzikleri haline geldi ama geçmişleri çok farklı.

Başlangıçta merengue, bachata’dan daha eski bir tarihe sahipti. İlk dönemlerde Dominik’teki elit ve orta sınıf insanlar merengue ritmini çok banal buldular, sevmediler. Avrupa’dan gelen müzikleri tercih ediyorlardı. Ancak merengue, çalışan klasik sınıfa, yani halkın tabanına yansıdı ve oradan yayılmaya başladı. Bu durum tıpkı Türkiye’nin sosyal piramidindeki kültürel basamaklara benzer. Halk sahiplendikçe büyüdü ve sonunda tüm sosyal sınıfları birleştirdi.

Merengue'nin gelişiminde de bir Osmanlı izi olduğunu duymuştuk, bu doğru mu?

Kesinlikle doğru! Dominik Cumhuriyeti’nde merengue müziğinin en önemli kurucu parçalarından biri Luis Kalaf’tır. Kalaf soyadı, Arapça kökenli *Halef/Halif* (Türkçe’deki *Alev* gibi) kelimesinden gelir ve kendisi Osmanlı kökenli bir aileye mensuptur. Yani ulusal ritmimizin arkasında yine bir Osmanlı torunu vardır.

Peki ya Bachata? Onun hikayesi nasıl gelişti?

Bachata ile de tamamen aynı süreç yaşandı. Bachata orijinalinde "vulgar" (avam/düşük) bir ritim olarak kabul ediliyordu. Toplumun en düşük sosyal sınıfındaki insanların dans ettiği, şarkı söylediği bir türdü. Ancak yıllar geçtikçe bachata adeta evrim geçirdi, ritme yeni altyapılar ve sanatsal dokunuşlar eklendi. Bugün bachata, merengue'yi bile geride bırakarak dünyada en çok konuşulan, en bulaşıcı ritim haline geldi. Bir hastalık gibi, çok hızlı yayılıyor! Ünlü Kolombiyalı şarkıcı Shakira bile kliplerinde ve şovlarında merengue ve bachata dansları yapıyor. Geçenlerde Marmaris’e gittim, sokaklarda ve restoranlarda bachata çalıyordu, Türk insanı bu ritimle dans ediyordu. Bu bizi çok mutlu ediyor.

Kokololar ve UNESCO Mirası

Ülkenizin demografik yapısında Afrika etkisinin de çok güçlü olduğunu biliyoruz. Bu durum kültüre nasıl yansıdı?

Dominik Cumhuriyeti, Latin Amerika ülkeleri arasında Afrika kökenli nüfus oranı ve kültürel ağırlığı en yüksek olan yerlerden biridir. Nüfusumuzun %40-50’si Afrika DNA’sına sahiptir. 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında, İngiliz ve Fransız sömürgelerindeki adalardan (Karayiplerden) çok sayıda insan şeker kamışı endüstrisinde *(sugar cane)* çalışmak üzere ülkemize göç etti. Biz bu insanlara ülkemizde "Kokolo" (Cocolo) diyoruz.

Kokololar göç ederken kendi dinlerini, yemek kültürlerini, şarkılarını ve ritimlerini de getirdiler. Bugün bu insanların yarattığı kültür, Birleşmiş Milletler (UNESCO) tarafından İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası (Intangible Cultural Heritage)* olarak kabul edilmiştir. Benim doğduğum şehir de dahil olmak üzere bu gruplar tam bir kültürel çatışma ve erime potası yarattı. İngilizler, Osmanlılar (300'den fazla aile), Fransızlar, Amerikalılar, Portekizliler, İspanyollar... O küçük şehirde dünyanın tüm renkleri vardı.

"Yeni Dünya"nın İlk Şehri: Santo Domingo

Birçok insan televizyon programlarından dolayı Dominik Cumhuriyeti’ni sadece tropikal bir ada ve sahillerden ibaret sanıyor. Ancak arkasında devasa bir tarih var, değil mi?

Evet, maalesef televizyondaki "Survivor" gibi programlar nedeniyle ülkemiz sadece sahil ve doğadan ibaret sanılıyor. Oysa Dominik Cumhuriyeti çok daha derin bir tarihe sahip. Belki çoğunuz bilmiyorsunuz ama Amerika kıtasındaki (Yeni Dünya) ilk şehir bizim başkentimiz Santo Domingo’ dur. 5 yüzyıldan fazla bir geçmişi vardır. İspanyolların yeni dünyada inşa ettiği ilk hastane, ilk üniversite, ilk katedral, ilk yol hepsi Santo Domingo’dadır. Meksika’yı keşfedenler, Florida’yı bulanlar, Panama üzerinden Pasifik Okyanusu’nu ilk kez gören kolonizatörler ve savaşçılar; hepsi ama hepsi yolculuklarına Santo Domingo’dan başlamışlardır.

Peki, ülkenin coğrafi yapısı ve turizm potansiyeli ne durumda?

Karayipler’deki en yüksek dağ noktası ve en büyük sınırlar bizdedir. Küba yüzölçümü olarak bizden 3 kat büyük olabilir ama bizim dağlarımız, nehirlerimiz ve coğrafi çeşitliliğimiz çok daha zengindir. Ülkemizde şu an 11 milyon insan yaşıyor. Geçtiğimiz yıl 11.5 milyon turist ağırladık. Yani nüfusumuzdan fazla ziyaretçi aldık. Tıpkı Türkiye gibi çok gelişmiş bir turizm endüstrimiz var. Bu yüzden resortlarda ve turistik alanlarda çalışan halkımız ikinci dil olarak İngilizce ve Fransızca konuşur. Hatta Ukrayna-Rusya savaşından önce her yıl yüz binlerce Rus turist ağırladığımız için tabelalarda ve bilgisayar sistemlerinde Rusça dili bile yaygındı.

Karnaval Kültürü, Mitoloji ve Larimar Taşı

Dominik Cumhuriyeti'nde bölgesel olarak kültürel farklılıklar var mı? Bir de meşhur karnavallarınızdan bahseder misiniz?

Ülkemizde ırkçılık gibi bir problem kesinlikle yoktur; beyaz, siyah, yerli herkes eşittir. Ancak coğrafi olarak köken farklılıkları görülebilir. Örneğin, geçmişte İspanyollar köle iş gücünü şeker kamışı tarlaları için güney ve doğu bölgelerine yığdığı için buralarda Afrika kökenli nüfus yoğundur. Kuzey kısımlarda, La Vega ve Santiago gibi şehirlerde ise Avrupa/İspanyol kökenli, daha beyaz tenli insanlar ağırlıktadır. Dilin konuşulmasında, şivelerde de doğu ve batı arasında küçük farklar vardır ama hepimiz tek bir İspanyolca konuşuruz.

Karnavallara gelirsek; şubat ayı bizim özgürlük/bağımsızlık ayımızdır ve her şehrin kendine has bir karnavalı vardır. En çok tanınan ve en eskisi **La Vega Karnavalı**'dır. La Vega, Kristof Kolomb’un kurduğu şehirlerden biridir. Bu karnavalın en önemli simgesi, İspanyol ve Afrika mitolojisinin birleşimi olan, İngilizceye *Limping Devils* olarak çevrilen maskeli “Diablos Cojuelos" (Topal Şeytanlar) karakteridir. Bu inanılmaz maskeler, tasarımlar ve sokak performansları bizim kültürel çeşitliliğimizin ve yaratıcılığımızın en güçlü sembolüdür.

Dominik Cumhuriyeti’ne özel, dünyada başka hiçbir yerde olmayan bir taştan bahsetmiştiniz. Neydi o?

Evet, “Larimar” taşı! Bu sadece Dominik Cumhuriyeti'nin güneyindeki tek bir bölgede, dünyada sadece orada bulunan çok özel turkuaz renkli bir mineraldir. Şans eseri keşfedilmiştir ve kaşif, taşa kızı "Larissa" ile İspanyolca deniz anlamına gelen "Mar" kelimelerini birleştirerek Larimar adını vermiştir. Bunun dışında ülkemizde çok zengin fosil “Amber (Kehribar)” yatakları da vardır ancak kehribar Polonya ve Güney Avrupa gibi başka ülkelerde de bulunabilir; Larimar ise tamamen bize özeldir.

Şaşırtıcı Bir Detay: Beyzbol Yıldızları ve Genetik Miras

Spor konusunda da dünyaca ünlü olduğunuz bir alan var sanırım?

Evet, beyzbol! Çoğu insan bilmez ama Amerika’daki en önemli spor olan beyzbol; Japonya, Tayvan, Kore ve Karayipler'de çok popülerdir. Güney Amerika ülkeleri sadece futbol oynarken, Dominik Cumhuriyeti beyzbolda bir dünya devidir. Şu an Amerikan Beyzbol Ligi'ndeki (MLB) en iyi ve en pahalı oyuncular Dominikanlılardır. Peki, nasıl oldu da bu sektörü kendi sosyal fabrikamızda bu kadar büyütebildik? Bunun arkasında yine Kokoloların ve Afrika kökenli göçmenlerin genetik mirası var. Fiziksel olarak çok güçlüler ve boyları 2 metreye yaklaşıyor. Bu atletik yapı, bizi dünyadaki en iyi beyzbol takımlarına ve oyuncularına sahip ülke yaptı. Bununla ilgili çekilmiş birçok belgesel ve film de mevcuttur.

Dominik Mutfağındaki "İçli Köfte" ve Ortadoğu Etkisi

Gelelim en şaşırtıcı konulardan birine: Mutfak kültürü. Dominik Cumhuriyeti’nde bir Türk veya Lübnanlı hiç yabancılık çekmez diyebilir miyiz?

Kesinlikle! Kültürümüz yerli Taíno halkı (ki Kristof Kolomb öncesi 5.500 yıldır adada yaşayan yerlilerdir) ve İspanyollardan etkilenmiştir ama mutfağımızda çok güçlü bir Osmanlı/Levanten etkisi vardır. Bugün Dominik Cumhuriyeti'nde bir düğüne, partiye ya da eve gidin, önünüze mutlaka ne gelir biliyor musunuz? “Kipe” (Quipes). Kipe, aslında tamamen sizin bildiğiniz “İçli Köfte” dir! Biz ona kıymalı ya da tavuklu içli köfte deriz ve her okul kantininde, her etkinlikte satılır.

Bunun yanı sıra ülkemizde Humus, Tahin, Tabule salatası ve Yaprak Dolması (Sarma) son derece popülerdir ve her restoranda bulabilirsiniz. Hatta Lübnanlıların "Araki" dediği, sizin "Rakı" dediğiniz içki de bilinir. Osmanlı göçmenleri mutfağımızı tamamen değiştirmiş ve zenginleştirmiştir.

Pedro Mir, Sanat ve Gelecek Projeler

Bugün aramızda Hacettepe Üniversitesi'nde sol çalışmaları ve seramik sanatıyla uğraşan değerli bir Türk profesör hocamız da var. Sanat ve edebiyat alanında ne gibi ortak projeler yapabiliriz?

Bizim geleneksel Taino yerlilerinden kalma çok eski toprak ve seramik malzemelerimiz var ama seramik sanatı ülkemizde endüstriyel olarak çok gelişmiş değil. Profesör hocamızın çalışmalarını ve 1999'da aldığı üniversite ödüllü seramik eserlerini hayranlıkla inceledim. Kendisinin fikirleri doğrultusunda, ülkelerimiz arasında kültürel diplomatik projeler kapsamında seramik tezgahları, ortak sergiler ve workshoplar organize etmeyi çok isteriz. Kültür Ateşimiz de şu an aramızda, fotoğraflarımızı çekiyor; bu fotoğrafları web sitemizde ve Instagram hesabımızda yayınlayarak bu iletişimin ilk adımını atacağız. Ayrıca dergilerinizde ülkemizi tanıtan seyahat kapsülleri, yazı dizileri hazırlayabiliriz.

Son olarak, Ankara Üniversitesi ile bastığınız o özel kitaptan ve Dominik’in ulusal şairinden bahsetmek ister misiniz?

Tabii ki. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılı anısına Ankara Üniversitesi ile ortak tarihi bir kitap hazırladık. Bu kitapta, ben hayattayken tanışma şerefine de eriştiğim, ülkemizin ulusal şairi kabul edilen Pedro Mir’ e geniş yer verdim. Kendisi Küba ve Puerto Rico kökenli bir aileden Dominik'te doğmuştu. 1940'larda dünyada kimse Dominik Cumhuriyeti'ni tanımazken, o adanın sosyal hayatını ve sesini duyurmak için şiirler yazdı. Onun en ünlü şiirinin ilk kısımlarını çok severim, hatta müsaadenizle onunla bitirelim:

Dünyada bir ülke var,

Tam güneşin izlediği rotada.

Dün geceden gelip dünyaya konulmuş bir meyve gibi...

Sayın Büyükelçi, bu harika röportaj, paylaştığınız değerli tarihi bilgiler ve misafirperverliğiniz için çok teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim,  fotoğrafları en kısa sürede sizinle paylaşacağız. Görüşmek üzere!





E-posta listemize katılın

En yeni içerikler ve haberlerden haberdar olmak için bültenimize abone olun.

E-posta listemize katılın

En yeni içerikler ve haberlerden haberdar olmak için bültenimize abone olun.

E-posta listemize katılın

En yeni içerikler ve haberlerden haberdar olmak için bültenimize abone olun.

Sanata değer veren, üretmek isteyen ve paylaşmayı önemseyenler için.

© 2026 — Arthub. Tüm hakları saklıdır.

Sanata değer veren, üretmek isteyen ve paylaşmayı önemseyenler için.

© 2026 — Arthub. Tüm hakları saklıdır.

Sanata değer veren, üretmek isteyen ve paylaşmayı önemseyenler için.

© 2026 — Arthub. Tüm hakları saklıdır.